osmanlı mısır seferi

Prut Savaşı

Tarihin en büyük devletlerinden biri, hiç şüphesiz ki Osmanlı Devleti’dir. 1299 yılında başlayan macera, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla 1923 yılında resmi olarak sona ermiştir.   6 asırlık bu dev hayatında birçok büyük savaş gerçekleştirmiş ve neredeyse dünyanın üçte birine hükmetmiş olan Osmanlı, bu başarısının yanı sıra birçok stratejik hata da yapmış ve başarısız olmuştur. İşte bu hatalar ve başarısızlıklardan biri de, aslında müspet olarak görülen ancak menfi olan Prut Savaşı’dır.

                Osmanlı Devleti, sürekli ezeli bir rekâbet içerisinde olduğu Rusya ile çatışmalar yaşamakta ve bunların temelinde ise Rusya’nın sıcak denizlere inme politikası yatmaktaydı. Bunun için sürekli olarak Rusya’nın, Osmanlı vatandaşı olan Ortodoksların koruyuculuğunu üstlenmek istemesi kargaşa ortamı yaratmakta ve ülke içinde huzursuzluklara sebep olmaktaydı. Devleti içten yıpratmaya çalışan Rusya’ya bir dur demek için III. Ahmed’in emri ile 1710 senesin Rusya üzerine sefere çıkıldı.

                Dönemine göre 200.000 kişilik oldukça kalabalık bir üstünlük ile harekete geçen Osmanlılar, kuzeye doğru ilerlemiş ve Rumeli’den Tuna Nehri’ni aşmıştır. Osmanlı’nın güçlü gemilerinden mürekkep donanması da Karadeniz’e açılmış ve orduya destek olmak üzere yola çıkmıştır. Osmanlı ordusunun başında, dönemin sadrazamı Baltacı Mehmet Paşa bulunmaktaydı. Mehmet Paşa, Kırım’daki müttefikimiz ve varsıl devletimiz Kırım Hanlığı’ndan da destek almış ve Prut Nehri’ne kadar ilerleyebilmiştir. İşte, bu noktada Rusları sıkıştıran ordu, onları çıkmaları imkânsız olan bir çember altına almış, yani kuşatmışlardır.

                Bu kuşatmadan kurtulmak için Rus Çarı Petro, başkentleri Moskova’dan yardım istemiş ve bunun üzerine de Çariçe Katerina Osmanlılara barış teklifinde bulunmuştur. Baltacı Mehmet Paşa ile yapılan barış görüşmeleri üzerine 22 Temmuz 1711 tarihinden Prut Antlaşması imzalanmış ve barış sağlanabilmiştir. Ancak, Rus ordusunun yok edilmesi fırsatı varken bunu yapmayan sadrazama karşı başkentte öfke duyulmuş ve bu konu çeşitli tartışmalara ve hatta iftiralara da yol açmıştır.

                Daha sonra da Osmanlı Devleti’ni farklı yol ve durumlarda işgâl altına almaya çalışan Rusya, eğer bu savaş esnasında durdurulabilseydi bu tür girişimlerde bulunamayacak ve belki de orada Bolşevik İhtilâli hiç gerçekleşmeyecekti.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS
osmanlı mısır seferi

Osmanlı’nın Mısır Seferi

Osmanlı Devleti, kuruluşu ihtilaflı olsa da 13. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu’nun batısında etkin faaliyetlere girişmiş ve kendisine genişleme hususunda iyi bir zemin bulmuştur. Moğol ardılı devletlerin etkisinin azalması, Türk beylikleri arasındaki mücadelelerden varlığı gibi sebepler onu batı yönünde seferler yapmaya itmiş ve gücü de gittikçe zayıflamış olan Doğu Roma yani Bizans Devleti ile birçok savaşa girişmiştir. Bu savaşlarda ulaşılan başarı ile devletin sınırları sürekli gelişmiş ve nihâyet Rumeli’ye de ulaşılarak Edirne fethedilmiştir. Ancak eksik kalan toprak parçası İstanbul yani Konstantinopolis’tir ve burası da II. Mehmet’in çabaları ile 1453 yılında ele geçirilmiştir. Adilane yönetimi ve İslâm’ın hâmiliğini üstlenmesi ile dünyada söz sahibi olmaya başlayan Osmanlılar, bu şekilde yükselme devrine girmişlerdir.

                Fatih Sultan Mehmet’in torunu olan Yavuz Sultan Selim, ondan önceki padişahların aksine ülkesini doğu yönünde genişletmeyi hedeflemiş ve bununla beraber de İslâm’ın kutsal topraklarının koruyuculuğunu yapmak istemiştir. İşbu sebeple halifeliği umdesinde bulunduran Memluk Devleti ile savaşmayı göze almış ve onların çeşitli nedenlerle sürekli Doğu Anadolu Bölgesi’nde faaliyet göstermelerine engel olmak istemiştir. Yine bu aşamada devletin atlattığı Şahkulu gibi ayaklanmaların da mevcut olduğu düşünülürse, I. Selim’in İran’a sefer hazırlığında olması düşünülüyordu.

                Bu düşünceler ile 1516 yılında ordu İstanbul’dan ayrılarak doğuya doğru ilerlemeye başlamıştır. Herkes İran üzerine yapılacak bir seferden söz ediyor olsa da, Sultan Selim’in aklında Mısır’a saldırma planları bulunmaktadır. Mısır’a yapılacak olan sefer Memluklar tarafından duyulduğu zaman Memluk ordusu Suriye yakınlarına gelmiş ve savaş hazırlıklarına başlamıştır. Tarihler 24 Ağustos 1516 Pazar gününü gösterdiğinde, sabah vakti iki ordu Mercidabık denilen coğrafyada karşı karşıya gelmişlerdir. Karşı tarafın ordusunda gelişmiş süvari birlikleri bulunmakta ve atik davranarak kolayca Osmanlı askerlerine bezginlik verecekleri hesaplanmaktaydı. Oysa Yavuz’un ordusunda da ateşli silahlar bulunmakta ve teknolojik gelişmeler ile muhkem stratejiler uygulanmaktaydı. Bundan dolayı savaş Osmanlılar tarafından kazanılmış ve Memluk Sultanı Kansu Gavri kaçmaya başlamıştır. Savaş sonrasında Halep şehrine giren Osmanlılar burada hutbe okutmuş ve şehrin anahtarını teslim almıştır.

Milliyet anı yaşamaktır…

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS
Sezen Aksu Konseri Cemil Topuzlu Sahnesi

Sezen Aksu Konseri

Sezen Aksu ( Minik Serçe ) severlerine müjde. 21 Temmuz Pazartesi ve 24 Temmuz Perşembe saat 21:15′de Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesinde Sezen Aksu Konseri‘ni izleyebilirsiniz.

Bilet Fiyatları ;

1. Kategori – 270.00 TL

2. Kategori – 215.00 TL

3. Kategori – 165.00 TL

4. Kategori – 135.00 TL

5. Kategori – 110.00 TL

Bilet satış noktaları; Biletix ve Mekan gişelerinden temin edebilirsiniz.

 

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS
Hugh Laurie with The Copper Bottom Konseri 09-07-2014

Hugh Laurie with The Copper Bottom Konseri

09-07-2014 Çarşamba saat 21:30′da merakla beklenen Hugh Laurie with The Copper Bottom Konserini Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesinde izleyebilirsiniz. Konser biletlerini Biletix satış noktaları,  Biletix internet adresi ve mekan gişelerinden temin edebilirsiniz. Konser bilet fiyatları aşağıdadır.

1. Kategori – 375.00 TL

2. Kategori – 225.00 TL

3. Kategori – 165.00 TL

4. Kategori – 133.50 TL

5. Kategori – 89.50 TL

6. Kategori – 56.00 TL ( Öğrenci )

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS
Mikrodalga fırın

Mikrodalga ile 7 mucize

Günlük hayatta mikrodalga kullanım oranı çok yüksek olmasa da pratikte sıcak yemek sevenler için ve yemek servisi yapan dükkanlar için vazgeçilmez bir teknolojik alet olma özelliğini taşımaktadır.

Mikrodalga kullanımı yaklaşık 50 yıl öncesine dayanmaktadır. Pratikliği sevenlerin bir numaralı aletidir. Bu cihazın aslında bilinmeyen yedi harika özelliği vardır. Hayatınızı bir bakıma kolaylaştıracak bu yedi mucize’nin neler olduğuna bir bakalım…

  1. Mutfakta soğan soymak kadar kötü bir şey yoktur. Gözyaşlarımızı tutamayız. Soğana acıdığımızdan değil, çıkardığı gazdan dolayı gözyaşımız akar. İşte bu işe bir son vermenin zamanı. Soğanımızı baş ve uç kısımlarını kesiyoruz. Ardından mikrodalgamızın içinde 30 saniye tutuyoruz ve gözlerimizin yaşarmasına son vermiş oluyoruz.
  2. Koleksiyonu sevenler için bire bir tarif. Eski pul koleksiyoncuları zarfların üzerindeki pulları zarar vermeden çıkarmak için büyük bir zahmete girerler. Bu zahmetli durumu en zahmetsiz hale getirmek için mikrodalgamız hazır. Pul’un üzerine 1 veya 2 damla kadar su damlatıyoruz. Ardından mikrodalganın içinde 20 sn. tutuyoruz. Bu işlemden sonra pulumuzu rahatça çıkarıyoruz.
  3. Mikrodalgamızı hor kullandığımızı varsayalım. Yemekler sıcaktan taşıyor, sütlerin kaymakları akıyor vs. Böyle durumda mikrodalgamızın kirleri yapışıyor ve zor çıkıyor. Bunu çözmek için bir kasa suyun içine 2-3 damla sirke damlatın. 5 dakika kadar mikrodalganın içine atalım ve kirlerin kolayca çıktğını göreceksiniz.
  4. Çoğumuz balı sevmesekte yemekten vazgeçmeyeceğimiz bir üründür. Artık eskisi gibi organik bal bulamasakta organik diye sattıkları ballardan yiyoruz. Önceden ballar şekerleşirdi. Şekerleşen balları mikrodalgamız içine koyuyoruz. Yar güçte 2 dakika bekletiyoruz ve şekerlenmeyi çözmüş oluyoruz.
  5. Çoğumuz aldığımız limonların sulu olmadığından dert yanarız. Limonların daha sulu olmasını sağlamak için mikrodalga içine atılan limonları yüksek güçte 10-20 saniye bırakıyoruz. Limonlarımız artık daha sulu.
  6. Mutfakta soğanı soymak kadar sarımsakları da soymak zor oluyor. Sert kabukları olduğundan soyulması zor bir üründür. Mikrodalga içine attığımız sarımsakları 15 saniye bırakıyoruz ve artık kabuklarımız daha kolay soyuluyor.
  7. Kurumuş sert ekmeklerimizi nemli kağıt havluya sarıp 10-15 sn bırakarak daha yumuşak bir hale gelmesini sağlayabiliriz.

Hayatımızı kolaylaştıracak mikrodalga ile 7 mucizeyi sunarız.

 

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS
kırçıllı horoz

Tavuk Horozsuz Nasıl Yumurtlar

Genelde bir çok kişi tavuğun horoz olmadan yumurtlamadığını sanır. Derler ki; yok yau horoz olmadan tavuk nasıl yumurtlar ? Bu çoğu kişinin merak ettiği ve yanlış bildiğimiz bir konudur. İşte sizlere cevabı veriyorum. Aslında bilinmeyen gerçek şudur ki; Tavuk Horoz olmadan da yumurtlar.

Cevabı verdik. Gelelim şimdi bu işin izah etmeye. Şimdi bu sevimli tavuklar normalde iki günde bir yumurtlarlar. Horoz olan kümesteki yumurtalarda horoz abimiz tarafından döllenir. Yani bildiğimiz ” döllü yumurta ” dır. Bu döllü yumurtalar protein değeri yüksektir. İşte horozun olmadığı kümeste yumurtlayan tavukların yumurtası protein değeri daha azdır. Bu tavukların yumurtaları ” dölsüz yumurta ” olduklarından özellikle  döllü yumurtada olan ” omega 3 ” bulunmamaktadır.

Gelelim diğer konuya. Bu şekilde aldığınız yumurtalardan sakın ola civciv beklemeyin. Tavuğunuz kuluçkaya yatsa bilse altından yumurtayı alın. Çünkü horoz yumurtayı döllemediği için bu yumurtalardan civciv alamazsınız. Hayvanınızı da kuluçkaya yatırarak telef etmeyin :) Tabi tavuğun yatacağı varsa kimse onu durduramaz. En ideali bir kümeste horoz olucak :) Tavuklarımızda salma tavukçuluk dediğimiz olayı gerçekleştirecek. Eşenecek, tepinecek, koşacak, ağlayacak, belkide üzülecek :( Bu işin sonunda tam organik yumurtayı elde etmek olmalı. Umarım cevabı artık biliyorsunuzdur. Biraz yardımcı olabildiysek ne mutlu bize…

Milliyet bilmediğini öğrenmektir…

 

 

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS
türk_kızı_elif

Türk Kızı Elif Almanya’yı Salladı

Almanya Süper Starını arıyor yarışmasına katılan Türk kızı Elif Tarkan’ın ” Şımarık ” şarkısını seslendirerek Almanya’da büyük ilgi gördü. Performansıyla adet herkesi büyüleyen Türk kızı Elif seyirciler tarafından dakikalarca alkışlandı. Bravo sana Elif …

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS

Özgür Düşüncelerin Sohbet Platformu